Kayıtlar

Fırça

Bakın diş fırçası diyip geçmeyin. Bazen paha biçilemez bir değere sahip olabiliyor. Yani en azından benim için öyle. Bu düşünceye sahip olmamın hikayesi şöyle: Bir gün bahçeden eve dönerken babama arabayı marketin önünde durdurmasını söylemiştim. Neden diye sorunca, "Diş fırçası alacağım, siz beni beklemeyin, gidin ben yürüyerek gelirim" demiştim. Tabii babam saati hatırlatarak, "Marketler kapalıdır" demişti. Ben de iyi madem yarın hallederim demiştim. Ertesi gün gidip kendime almıştım, babam da iş çıkışı gelirken almış. Ona diş fırçası alır mısın dememiştim ki ertesi gün gidip kendime almıştım. Onun iş  çıkışında dahi hatırlayıp alması bende anlık bir farkındalık oluşturdu. Bana karşı yaptığı iyiliklerin hepsi gözümün önünden film şeridi gibi geçti. İşte diş fırçası böyle bir kudrete sahip. Bazen gözümüzün önünde olmasına rağmen görmediğimiz şeyleri gösterir. 

Öylesine

belki kağıdı 8 kere katlamanın mümkün olacağı bir yer vardır. eğer o yere gidersem tüm sırlarımı bir kağıda yazacağım ve tam 8 kere katlayacağım. şimdi 7 kere katlayınca içim rahat etmiyor, güvenemiyorum. sanki hepsi deşifre olacakmış gibi hissediyorum. 

İnsanbol

Resim
Az buçuk anladım bu şehri. İnsanbol burası. Boş kalmaya görsün bir köşe hemen bir hızır yetişir. Tahammül fersah fersah kayar. E tabii gönlü okşayan da vardır hırpalayan da. Bir çingene çıkar bir anda kurban olur gözlerinize hatta sizi dünyanın en güzeli olduğunuza öyle inandırır ki bir bakmışsınız cüzdanınızdaki bir 50’lik çoktan uçmuş gitmiş. Kafanız hırpalayanlara takıldıysa hiç takılmasın çünkü ağlarsanız asla mendilsiz kalmazsınız. Kanatsız melekler her yerde size mendil vermeye hazır ve nazır bekliyor. Öyle işte, her yeri başka terane
güne kendimi enayi gibi hissederek başlamam gözlerim için çok yorucu
 Hakuna Matata!
vazgeçtim kaçmaktan 
bir zaman sonra bir zaman olanlar gibi olmak 
 Uyukladığı çalışma masasında aklına gelen soruyla yerinden sıçrayarak makineye doğru uçarcasına koştu. Sorunun verdiği heyecanla ellerini makinenin üzerinde gezdirdi. Şapkadan tavşan çıkartmayacağını bildiği halde sihirli sözler söylüyormuş gibi bir edaya bürünerek: ''Sınırsız soru, sınırsız cevap'' dedi. Olayın heyecanına kapıldığı için tüm yorgunluğunu unutmuştu. Belki yorgunluğunu unutmasaydı, makineyi çalıştırmadan önce uyusaydı, yüzyıllarca anılacak hatayı yapmamış olacaktı. Her şey bir anda gelişti. Düğmeye bastı, çarkı çevirdi mistik duygularla yoğun huzmesinin içine dalarak istediğini sandığı yıla gittiğini düşledi. Fakat işler onun istediği gibi gitmemişti. Yorgunluğundan mütevellit 17.yüzyıla gideceğine, 15.yüzyıla bir Osmanlı evliyasının hanesine gitmişti. Karşılaştığı adam karşısında donakaldı. Onun istediği cevap bu değildi hele de titrek mum ışığının altında bir şeyler yazmaya çalışan bir adam hiç değildi. Bir anda gafletle elindeki feneri yaktı. Evliya h...
yas-yasla bu iki kelimeyi birbirleriyle bağdaştırıyorum çünkü insanlar yasta oldukları zaman yaslanılacak bir omuz ararlar.  yazarnotu: uyduruk
çelişkiler yaşıyorum nasıl aşacağım hakkında henüz bilgi sahibi değilim ama destek olacak bir şeylerin olması bile bazen rahatlatıyor çünkü kendi kendime diyorum ki ''bu aşılamayacak bir dert olsaydı destek verecek bir şeylerinde olmazdı'' öyle ya da böyle çelişkilerimle yaşıyorum ya da yaşadığımı sanıyorum ahh yine başladı şimdi en az yarım saat yaşamaya kafa patlatacağım ya da yaşamamaya,yaşayamamaya  (noktalama ve yazım yanlışlarım için affola pek dikkat edecek halde değilim)